Öne Çıkanlar: DİYARBAKIR
Diyarbakır Havalimanı'nda kültür rehberinizle buluştuktan sonra aracınıza binerek otele doğru yola çıkıyorsunuz. Akşam yemeğinin ardından odanıza çekiliyorsunuz.
Öne Çıkanlar: Dağ Kapı · Diyarbakır Surları · Saray Kapı · Amida Höyüğü · Hz. Süleyman Camii · Atatürk Müzesi · Hevsel Bahçeleri · Diyarbakır Arkeoloji Müzesi · Aziz Yorgi Kilisesi · Hasan Paşa Hanı · Diyarbakır Ulu Camii · Cahit Sıtkı Tarancı Evi · Ahmet Arif Evi · Sülüklü Han · Dört Ayaklı Minare · Şeyh Mutahhar Camii · Surp Giragos Ermeni Kilisesi · Diyarbakır Kültür Evi · Mardin Kapısı · Keçi Burcu · On Gözlü Köprü · Mardin · Mardin Dar Sokakları · Mardin Taş Evleri · Bademci Sokağı · Abbaralar · Mor Behnam (Kırk Şehitler Kilisesi) · Mardin Cumhuriyet Meydanı · Mardin Ulu Camii · Tellallar Çarşısı · Kayseriyye Bedesteni
Otelimizdeki açık büfe kahvaltının ardından tarihi Sur ilçesine doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık 5.000 yıl boyunca inşa edilen Diyarbakır Surları, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almakta ve köklü bir tarihe sahip bulunmaktadır. Mardin Kapısı, Urfa Kapısı ve Harput Kapısı, şehir surlarının en önemli kapılarından üçüdür. Bu kapılar hakkında rehberimizden bilgi aldıktan sonra Saray Kapısı'ndan yürüyerek içeri giriyoruz.
İlk ziyaretimiz, 1160 yılında inşa edilen Diyarbakır'ın en önemli ibadet mekânlarından biri olan Hazreti Süleyman Camii'dir. Ardından bölgenin tarihine ait önemli eserlerin sergilendiği Diyarbakır Arkeoloji Müzesi'ne ev sahipliği yapan İçkale Açık Hava Müzesi'ne giriyoruz.
Öne çıkan noktalar arasında Aslan Çeşmesi, Atatürk Müzesi, Silah Deposu Binası, Eski Hükümet Binası, Hristiyan mirasının güzel bir örneği olan Aziz Yorgi Kilisesi, Eski Cezaevi, Diyarbakır Kalesi, Amida Höyüğü ve Artuklu Sarayı yer almaktadır. Ardından şehrin kültürel dokusunu yansıtan tarihi kervansaraylardan biri olan Hasan Paşa Hanı'na yürüyoruz.
Hemen karşısında, 1091 yılında inşa edilen ve Türkiye'nin en eski camilerinden biri olan Ulu Camii yer almaktadır. Selçuklu mimarisinin güzel bir örneği olan camii, görkemli taş işçiliğiyle dikkat çekmektedir. Rehberimizin anlatımının ardından şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın çocukluk evini ve yakınındaki şair Ahmet Arif'in doğduğu evi ziyaret ediyoruz; her ikisi de artık müze olarak hizmet vermektedir. Tarihsel olarak tüccarların konaklama yeri olarak bilinen Sülüklü Han'ı görüyoruz. Ardından şehrin en ikonik yapılarından biri olan Dört Ayaklı Minare'yi ziyaret ediyor ve Şeyh Mutahhar Camii'ne geçiyoruz. Devam ederek Ermeni topluluğunun mirasını yansıtan güzel bir yapı olan Surp Giragos Ermeni Kilisesi'ne adım atıyoruz. Diyarbakır Kültür Evi'ni de ziyaret ettikten sonra alışveriş için serbest zaman tanınıyor.
Serbest zamanın ardından Mardin Kapısı'na doğru yürüyoruz. Rehberimizin bu tarihi kapı hakkındaki açıklamasının ardından, Hevsel Bahçeleri'nin panoramik manzarasını sunan ve sur burçlarının en güzellerinden biri olan Keçi Burcu'nu ziyaret ediyoruz. Dicle Nehri boyunca uzanan Hevsel Bahçeleri, zengin bitki örtüsüyle ünlü bir UNESCO Dünya Mirası alanıdır. Ardından 1065 yılında Dicle Nehri üzerine inşa edilen ve bölgenin ikonik yapılarından biri olan On Gözlü Köprü'ye geçiyoruz. Burada davul ve zurna eşliğinde geleneksel bir halay çekiyor, ardından Mardin'e doğru yola çıkıyoruz.
Yaklaşık bir buçuk saat sonra Mardin'e ulaşıyor ve dar, taş döşeli sokaklarını ve müze gibi kent dokusunu keşfetmeye başlıyoruz. Kendine özgü taş mimarisiyle ünlü tarihi Mardin evleri sokakları süslemektedir. İlk durağımız, Mardin'in en güzel sokaklarından biri olan Bademci Sokağı'dır; bir yanda geleneksel taş evler uzanırken diğer yanda geniş Mezopotamya ovası uzanmaktadır. Yürürken Hristiyan mirasının tarihi öneme sahip bir kilisesi olan Mor Behnam Kilisesi'nin (Kırk Şehitler Kilisesi olarak da bilinir) panoramik manzarasının keyfini çıkarıyoruz. Mardin'in ikonik abbara kemerleri hakkında bilgi aldıktan sonra Cumhuriyet Meydanı'na ulaşıyor ve şehrin ana caddesinde yürüyoruz. Merdivenlerden aşağı inerek alt sokaklara geçiyor ve görkemli minaresiyle dikkat çeken Mardin'in en eski camilerinden biri olan Ulu Camii'ye varıyoruz. Ardından Tellallar Çarşısı ve Kayseriyye Bedesteni'nden geçerek ana caddeye dönüyoruz. Şehri bağımsız keşfetmek için serbest zaman verilmesinin ardından bir araya gelerek Mardin'deki otelimizie gidip check-in yapıyoruz.
Öne Çıkanlar: Midyat · Mor Gabriel Manastırı · Midyat Saat Kulesi · Devlet Konuk Evi (Sıla Konağı) · Nusaybin · Beyazsu · Suriye Sınırı · Dara Mezopotamya Kalıntıları · Zindan
Otelimizdeki açık büfe kahvaltının ardından Türkiye'nin en eski ve en önemli Süryani Ortodoks kilisesine doğru yola çıkıyoruz. Yol boyunca Midyat'tan geçerken kısa bir panoramik duruş yapıyoruz; ayrıntılı ziyaretimizi ise sonraya bırakıyoruz.
İlçe merkezinde, kafeler ve restoranlarla çevrili Cumhuriyet Meydanı'nı görüyoruz. Burada 1889'da neoklasik üslupta inşa edilen Midyat Saat Kulesi yükseliyor; hem meydanın simgesi hem de halkın zaman ölçütü olan bu yapı hakkında rehberimizden bilgi alıyoruz. Ardından Süryani kilisesine ulaşıyoruz.
MS 397 yılında inşa edilen Mor Gabriel Manastırı, Süryani Ortodoks rehberleriyle bizi karşılıyor. Manastır, etkileyici taş işçiliği ve zengin mimarisiyle öne çıkmakta; pek çok tarihi sanat eseri ve kutsal yazma barındırmaktadır. Dünyanın hayatta kalan en eski Süryani Ortodoks manastırı ve Süryani halkının ruhani merkezi olarak, yerel rehberimiz bu olağanüstü tarihi canlandırdıktan sonra "küçük Mardin" olarak sevgiyle anılan Midyat'a dönüyoruz.
Midyat'taki ilk durağımız, Osmanlı dönemine uzanan kökleriyle geleneksel Mardin mimarisini yansıtan Devlet Konuk Evi (Sıla Konağı)'dır. Çeşitli Türk televizyon dizilerine mekân olan bu yapının terasına çıkarak kendine özgü sarı kesme taş mimarisinin ve geniş manzaranın fotoğrafını çekiyor, ardından serbest zamanın keyfini çıkarıyoruz.
Serbest zamanın ardından doğal güzellikleri tarihi mekânlarla buluşturan Beyazsu'ya geçiyoruz. Doğal kaynakları ve huzurlu atmosferiyle dinlenip güç toplamak için ideal bir nokta olan Beyazsu, serin ve canlandırıcı suların gerçek bir cenneti. Yemeğimizi bu pitoresk ortamda yiyoruz.
Öğle yemeğinin ardından Mezopotamya'nın Efes'i olarak da anılan Dara'ya hareket ediyoruz. Yol boyunca Nusaybin çevresinden geçiyor, tarihsel ve coğrafi açıdan stratejik öneme sahip Suriye sınırına göz atıyoruz. Yaklaşık 40 dakika sonra Dara'ya ulaşıyoruz.
İpek Yolu üzerinde konumlanan bu antik kentte dünyanın ilk su barajının kalıntıları bulunmaktadır. Ahameniş'lerin burada tanrıları Ahura Mazda'ya ibadet ettiğini ve onun onuruna ateş kuleleri inşa ettiklerini öğreniyoruz. Bir kale (Daras Anastasiupolis), kilise, köprü, su kanalları, sarnıçlar, çarşı, kaya mezarları ve konut yapılarının kalıntılarını inceliyoruz.
Bir zamanlar büyük bir yerleşim yeri olan bu kalıntılar; olağanüstü zindanları, kiliseleri ve sarnıçlarıyla tarihe meraklı olanlar için gerçek bir hazine. Tarih boyunca mahkûmlara ev sahipliği yaptığına inanılan zindanlardan birini ziyaret etme fırsatı buluyoruz.
Rehberimizin belirlediği serbest zaman boyunca yerel halkla sıcak bir etkileşim içine girerek gerçek Mezopotamya misafirperverliğini bizzat yaşıyoruz. Gösterilen cömertlik ve sıcaklık, bu topraklarda hoşgörü ve samimiyetin ne denli köklü olduğunu bir kez daha hissettiriyor.
Kalbimizin bir parçasını burada bırakarak araca binip Mardin'deki otelimizie doğru yola çıkıyoruz.
Öne Çıkanlar: Kasimiye Medresesi · Şanlıurfa · Kızılkoyun Nekropolü · Balıklıgöl · Rızvaniye Camii · Gölbaşı Parkı · Ayn Zeliha Gölü · Şanlıurfa Kalesi · Halil-ür Rahman Camii · Hz. İbrahim'in Doğduğu Mağara · Gümrük Hanı · Sıra Gecesi
Otelimizdeki açık büfe kahvaltının ardından Kasimiye Medresesi'ne geçiyoruz. İslam mimarisinin güzel bir örneği olan ve tarihsel olarak ilim yuvası işlevi gören bu yapı hakkında rehberimizin anlatımını dinliyor, fotoğraf çekmek için serbest zaman verildikten sonra otobüsle Şanlıurfa'ya hareket ediyoruz. Kızıltepe ve Viranşehir'den geçerek kısa bir mola verip yolumuza devam ediyoruz.
Şanlıurfa'ya varışımızın ardından gerçek bir yerel deneyimle başlıyoruz; şehrin ünlü ciğer kebabını tatmadan Şanlıurfa ziyareti eksik kalır. Bu lezzetli yemeğin ardından şehri keşfetmeye başlıyoruz. İlk durağımız, Kızılkoyun Nekropolü'dür; rehberimizin anlattığı üzere Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen antik mezar yapılarıyla dolu bu alan son derece etkileyici.
Ardından yaklaşık 10 dakika yürüyerek Hz. İbrahim'in ateşe atıldığına inanılan kutsal mekân olan Balıklıgöl'e ulaşıyoruz. Gölde yaşayan balıklar halk tarafından kutsal kabul edilmektedir. Hemen yanı başında, hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan, geniş avlusu ve görkemli cephesiyle dikkat çeken Rızvaniye Camii yükseliyor. Camii hakkında bilgi aldıktan sonra Hz. İbrahim'e olan sevgiden dökülen gözyaşlarından oluştuğuna inanılan doğal havuz olan Ayn Zeliha Gölü'ne geçiyoruz. Çevresindeki dinlenme alanlarıyla da dikkat çeken gölün yanı sıra şehre hâkim en iyi seyir noktalarından biri olan Şanlıurfa Kalesi hakkında da bilgi alıyoruz; ziyaretçiler serbest zamanda kaleye çıkabilmektedir.
13. yüzyılda inşa edilen ve zarif mimarisiyle öne çıkan Halil-ür Rahman Camii'nin avlusuna giriyoruz. Rehberimizin kısa açıklamasının ardından ziyaretçiler burada diledikleri gibi serbest zaman geçirebilir. Ardından Hz. İbrahim'in doğduğuna inanılan mağarayı ziyaret ederek çarşılardan Gümrük Hanı'na ilerliyoruz. Yol boyunca rehberimiz dikkat çekici noktaları işaret ediyor. Tarihi bir kervansaray olan Gümrük Hanı, bir zamanlar ticaretin önemli bir merkezi olarak işlev görmüştür. Serbest zaman boyunca dükkânları gezebilir ya da bu ikonik mekânda kahve içebilirsiniz.
Bir araya geldikten sonra otelimizie gidip check-in yapıyoruz. Rehberinizin duyuracağı saatte Urfa kültürünün sevilen bir geleneği olan Sıra Gecesi yemeği için buluşuyoruz. Sıra Gecesi; yerel yemekler eşliğinde canlı müzik, dans ve sohbetten oluşan, Şanlıurfa'nın sosyal kültürünü en güzel biçimde yansıtan keyifli bir akşamdır. Saat 23:00'e kadar süren bu unutulmaz gecenin ardından otele dönüyoruz.
Öne Çıkanlar: Göbeklitepe · Harran · Harran Medresesi · Tarihi Konik Ev · Hz. Eyüp Peygamber Türbesi · Halfeti · Tekne Turu · Rumkale · Savaşan Köyü · Gaziantep
Otelimizdeki açık büfe kahvaltının ardından tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe'ye hareket ediyoruz. Yaklaşık 12.000 yıl önce inşa edilen ve dünyanın ilk tapınağı olarak kabul edilen Göbeklitepe, insan tarihi hakkında bildiklerimizi derinden sarsmaktadır. Stilize insan figürleriyle süslü T biçimli sütunları ve çevresindeki hayvan kabartmalarının oyulduğu alanları inceliyoruz.
Göbeklitepe'yi gezdikten sonra ilk yazılı kayıtlarda 4.000 yıl öncesine ait Kültepe, Mari ve Ebla tabletlerinde adı geçen Harran'a hareket ediyoruz. İlk dikkatimizi çeken Harran Höyüğü'dür; rehberimiz bölgedeki yerleşimin MÖ 5. binyıla kadar uzandığını aktarıyor. Höyüğün çevresinde kısa bir yürüyüşün ardından aynı avluda yer alan Emevi Halifesi Mervan'ın yaptırdığı Cennet Camii (Camii el Firdevs) ile Anadolu'da kurulan ilk İslam medresesi olan Harran Üniversitesi'nin kalıntılarını ziyaret ediyoruz. Ardından Harran'ın kendine özgü mimari kimliğini belirleyen konik kubbeli evlerden birini görüyoruz.
Ziyaretimizin ardından Şanlıurfa'ya doğru dönerek Hz. Eyüp Peygamber Sabır Makamı'nda bir mola veriyoruz. Dua edip şifa kaynağından su içtikten sonra Şanlıurfa'daki restoranımızda öğle yemeğimizi yiyoruz. Ardından Halfeti'ye hareket ediyoruz; yol boyunca Fırat Nehri üzerindeki kuzeyden güneye uzanan dördüncü baraj olan Birecik Barajı'nı geçiyoruz ve Halfeti'nin bir bölümünün sular altında kaldığını görüyoruz.
Halfeti'ye ulaştığımızda özel teknemize binerek nefes kesici manzaralar eşliğinde Birecik Barajı Gölü'nde keyifli bir tekne turuna çıkıyoruz. Tur boyunca ilk karşılaştığımız yapı, Fırat Nehri ile Merziman Çayı'nın birleştiği noktada yükselen görkemli Rumkale kalesidir. Kalenin ötesinde bir zamanlar konut olarak kullanılan mağara evleri ve yalnızca caminin minaresi suyun üzerinde kalan, kısmen sular altında kalmış Savaşan Köyü görünmektedir; fotoğraflanmayı bekleyen büyüleyici bir manzara.
Tekne turunun ardından Gaziantep'e hareket ediyor ve otele check-in yapıyoruz.
Öne Çıkanlar: Zeugma Mozaik Müzesi · Bey Mahallesi · Oyuncak ve Oyun Müzesi · Atatürk Müzesi · Panorama 25 Aralık Gaziantep Müzesi · Gaziantep Kalesi · Kültür Yolu · Hamam Müzesi · Emine Göğüş Mutfak Müzesi · Zincirli Bedesten · Bakırcılar Çarşısı · Almacı Pazarı · Tahmis Kahvesi
Otelimizdeki açık büfe kahvaltının ardından Güneydoğu Anadolu'nun sosyoekonomik açıdan en gelişmiş ili olan Gaziantep'i keşfetmeye başlıyoruz. İlk durağımız Mozaik Müzesi'dir; burada Büyük İskender'in "geçiş yeri" olarak adlandırdığı Zeugma antik kentinden çıkarılan muhteşem mozaikler sergilenmektedir. Uzman rehber eşliğinde dünyaca ünlü Çingene Kızı mozaiğini ve Yunan mitolojisinden sahneleri konu alan diğer mozaikleri hayranlıkla inceledikten sonra Bey Mahallesi'ne geçiyoruz.
Gaziantep'in en eski semtlerinden biri olan Bey Mahallesi, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. 18. yüzyılda Ermenilerin en kalabalık nüfusu oluşturduğunu, şehrin eğitim ve ekonomik hayatında etkin rol oynadıklarını ve zarif konaklarının bugün hâlâ dillerde dolaştığını öğreniyoruz. Azize Meryem Kilisesi (günümüzde Kurtuluş Camii), Eski Kilise, Kendirli Kilisesi ile Çınarlı, Eyüboğlu ve Bey camileri, 20. yüzyılın başlarına kadar Müslümanlar ve Ermenilerin komşu olarak barış içinde bir arada yaşadığının tanıkları olarak ayakta durmaktadır. Rehberimiz, mahallede neredeyse her evde bir piyano ya da org bulunduğunu, sokakların müzikle dolup taştığını aktarıyor; bu durum sakinlerin yaşam kalitesini ve kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor. Bugün mahalle, Ermeni nüfusunun neredeyse sıfıra indiği bu süreçte Ermeni mirasının büyük bölümünden yoksun kalmıştır.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan ve Türkiye'deki dört oyuncak müzesinden biri olan Oyuncak ve Oyun Müzesi'ni ziyaret ediyoruz. Tarihi Bey Mahallesi'nde restore edilmiş üç katlı bir binada yer alan müzede, iki katlı bodrum katlar da bulunmaktadır. 1700-1990 yılları arasında üretilmiş yaklaşık 600 el yapımı oyuncak sergilenmekte; çizgi film karakterleri, oyuncak evleri ve daha pek çok şey çocukluk anılarını tazelemektedir.
Ardından Atatürk Müzesi'ni ziyaret ediyoruz; burada Atatürk'ün kaldığı odanın yeniden düzenlenmiş hâli ve kişisel eşyaları sergilenmektedir. Ortak avluya bakan ikinci bölümde Atatürk Araştırma Kütüphanesi ile Antep Savunması'na adanmış, kahramanlarını ve halkın kullandığı günlük nesneleri görsel-işitsel sunumlarla aktaran Sözlü Tarih Araştırma Odası bulunmaktadır.
Ardından Panorama 25 Aralık Gaziantep Müzesi'ne geçiyoruz; burada sanatçı Aleksander Samsonov ve ekibinin Antep Savunması'nı konu alan tabloları ile savunmanın kahramanlarına ait kişisel eşyalar sergilenmektedir.
Gaziantep'in eşsiz lezzetlerini sunan yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından şehrin kültür yolunda yürümeye devam ediyoruz. Şehir merkezinden geçen bu özel güzergâh, pek çok müze ve alışveriş mekânına kısa bakışlar sunmaktadır. İlk durağımız, 1577'ye tarihlenen ve Osmanlı hamam mimarisinin çarpıcı bir örneği olan Hamam Müzesi'dir; müzede hamam kültürüne ait araç gereçler, gelenekler ve balmumu figürler sergilenmektedir.
Hemen yanı başında, Gaziantep'in efsanevi mutfağını şekillendiren medeniyetlerin yemek kültürlerini yaşatmaya adanmış Türkiye'nin ilk mutfak müzesi olan Emine Göğüş Mutfak Müzesi'ni ziyaret ediyoruz; müzede geleneksel yöresel yemekleri ve pişirme geleneklerini konu alan bölümler bulunmaktadır.
1718'de Darendeli Hüseyin Paşa tarafından yaptırılan ve bir dönem şehrin ticaret kalbinin attığı tarihi kapalı çarşı Zincirli Bedesten'e geçiyoruz. Ardından el yapımı bakır işleri ve yerel el sanatlarıyla dolu dükkânlarıyla ziyaretçileri geçmişe taşıyan canlı bir geleneksel zanaat merkezi olan Bakırcılar Çarşısı'nda yürüyoruz.
Bir sonraki durağımız, zengin yemek kültürüyle ünlü ve çeşitli yerel lezzetler sunan restoran ve seyyar satıcılarla hareketli olan Almacı Pazarı'dır. Alışveriş ve tatma için serbest zaman veriliyor.
Günümüzü 1635'te kurulan ve Gaziantep'in en sevilen mekânlarından biri olan Tahmis Kahvesi'nde noktalıyoruz. Hak edilen bir molanın ardından ziyaretçiler geleneksel yemeni ayakkabıları, yerel baharatlar ve Bakırcılar Çarşısı'ndan el yapımı bakır parçalar almak için çarşılarda serbest zaman geçirebilir. Ardından Gaziantep'teki otelimizie dönüyoruz.
Öne Çıkanlar: Karakuş Tümülüsü · Cendere Köprüsü · Arsameia · Nemrut Dağı
Otelimizdeki açık büfe kahvaltının ardından Adıyaman'a hareket ederek Kahta'ya ulaşıyoruz. Burada ziyaretçilerimize Cuma namazı için serbest zaman tanınıyor. Ardından minibüslere binerek Kahta ilçesinden Nemrut Dağı Milli Parkı sınırları içine giriyor ve Kommagene Krallığı'nın günümüze ulaşan en önemli anıtlarını keşfediyoruz.
İlk durağımız, Kommagene hanedanının kadınları için inşa edilen ve tepesindeki kartal heykelinden dolayı halk arasında "Kara Kuş" olarak anılan kraliyet mezar tümülüsü Karakuş Tümülüsü'dür. Ardından Roma İmparatoru Septimius Severus döneminde, o zamanki adıyla Chabinas, bugün ise Cendere adıyla bilinen nehir üzerine inşa edilen Cendere Köprüsü'nü ziyaret ediyoruz. Yaklaşık 1.900 yıldır ayakta duran bu olağanüstü köprünün önünde rehberimiz Septimius Severus ve ailesinin büyüleyici hikâyesini anlatıyor. Kommagene Krallarının yazlık başkenti Arsameia'yı da gezdikten sonra Nemrut Dağı'na tırmanıyoruz.
2.150 metre yüksekliğindeki zirvede rehberimiz, Kral I. Antiochos'un mezarının doğu ve batı teraslarını süsleyen dev heykelleri tanıtıyor: Zeus-Oromasdes, Apollon-Mithras, Herakles-Artagnes ve Kommagene-Fortuna. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki bu olağanüstü alanı gezdikten sonra 1985 yılında kadim bir ticaret yolu üzerine moloz ve kesme taşla inşa edilmiş, yaklaşık 300 metre uzunluğundaki Nissibis Köprüsü'nü geçiyor ve günbatımını izlerken Diyarbakır'daki otelimizie doğru yola çıkıyoruz.
Öne Çıkanlar: Havalimanı Transferi
Otelimizdeki açık büfe kahvaltının ardından havalimanına transfer gerçekleştiriyoruz. Sizi başka bir turda tekrar ağırlamayı umarak sıcak bir vedayla uğurluyoruz.
8 GÜN 7 GECE İYİ OTELLERDE KONAKLAMA
1.GÜN: DİYARBAKIR
Ramada By wyndham Otel - Divan Otel - Diyarbakır in garden Otel veya benzeri
2.GÜN: MARDİN
Hilton Otel - Ramada Otel veya benzeri
3.GÜN: MARDİN
Hilton Otel - Ramada Otel veya benzeri
4.GÜN: ŞANLIURFA
Hilton Otel - Nevalii Otel veya benzeri
5.GÜN: GAZİANTEP
Shımall otel - Şirahan Otel veya benzeri
6.GÜN: GAZİANTEP
Shımall otel - Şirahan Otel veya benzeri
7.GÜN: DİYARBAKIR
Ramada By wyndham Otel - Divan Otel - Diyarbakır in garden Otel veya benzeri
Bu tur Diyarbakır Havalimanı'nda başlayıp Diyarbakır Havalimanı'nda sona ermektedir.
Buluşma saati ve diğer karşılama detayları daha sonra gönderilecektir...
Bu tur için önemli bir ek bilgi bulunmamaktadır.
Erken rezervasyon indirimleri ve yeni tur duyuruları — doğrudan gelen kutunuza.